|
Yazar Süleyman Doğan
|
|
Pazartesi, 06 Ekim 2008 02:00 |
|
|---|
Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir; Ağam akşam rüyamda seni gördüm. Hayırdır len nasıl gördün? ikimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk. Eeee sonra uçak arıza yaptı ve düştü. Hayırdır inşallah, ne oldu sonra? Ben b.k çukuruna, sende bal çukuruna düştün. Olacak de mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş. Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik 29 Ekim 2008 | | MÜSLÜMAN | Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve sorar: -Aranızda müslüman olan var mı ? korkudan kimse bişey diyemez. birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar: -Ben müslümanım. der. Bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip: -Amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin ? der. Yaşlı adam bir hayvanı kestikten sonra 'ben yoruldum başka birini bul' der. Adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar: -Aranızda başka müslüman var mı ? az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar, imam: -Ulan iki rekat namaz kıldırdık diye müslüman mı olduk. 22.10.2008
| | HOROZ | 'Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar...
Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş... Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş...
Sonunda sabırlar tükenmiş... Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya... Horoz önde.. Gençler peşinde... Mahalle arasına dalmışlar... Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
- Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?..
- Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!..
- Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.
Ertesi sabah, hafif 'gak - guk' sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar: - Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?..
İhtiyar gülmüş: - Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın... Ancak 'gak - guk' edebiliyor...
Kıssadan hisse: Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin. Arkan bir gevşemeye görsün, ancak 'gak-guk' edersin... Süleyman Doğan gönderdi 15.09.2008 |
|---|
| KÜÇÜK KUSUR | Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış baştan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altına şöyle bi not düşmüş: - "Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk fakat bir kusuru var, derste çok konuşuyor. Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var, en kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak istiyorum"
Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bir not düşmüş:
- "Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uyguluyacağım.." Süleyman Doğan gönderdi 15.09.2008 |
|---|
Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş..
15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca;
"Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " Hep bana yedirdiniz.. Biraz da kendiniz yesenize.."
Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok.."
"Niye satın alıyorsunuz o zaman?.."
"Evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!.." Süleyman Doğan gönderdi 15.09.2008
|
|---|
 |
|
Pazartesi, 22 Aralık 2008 00:23 tarihinde güncellendi |